BAHARAT SESLİ KADIN İSTANBUL’DA

Yaza Zaz kadar damgasını vurmuş bir isim olmasa da benim için ne zaman dinlesem yaz mevsimini çağrıştıran bir isimdir Hindi Zahra. Rengarenk bir klibin içinde pamuklara sarılmış yumuşacık bir ses tonuyla mırıldanırken keşfettik biz O’nu. Yüzünde bir Frida Kahlo edası , sesinde her ne kadar Norah Jones benzeri tınıları olsa da ” Oooo senden çok var !!! ” hissiyatından başka bir etki bırakıyor üzerinizde.

Kendisini sevdik ve sevince biraz da nedir ne değildir , kimlerdendir diye de araştırdık.

Fas doğumlu olan Hindi Zahra, tam da hayal ettiğim gibi yirmi kişilik kocaman , kalabalık ve her telden çalan bir ailede büyümüş diyor ve sözü Hindi’ye bırakıyoruz : “….. Daha sabah uyandığımızda müzik başlardı; babaannem berberi müziği dinlerdi, annem, teyzelerim, halalarım şarkı söylerdi, dayılarım saykodelik rock, bob marley dinler, gitar çalarlardı.gnawa müziğinden  ümmü gülsüm’ün aşk şarkılarına, aretha franklin’in soul’undan ella fitzgerald’ın cazına, ali farka toure’nin blues’una, çok geniş bir yelpaze var zihnimdeki müzikal fonda… hint müziği, mısır, anglosakson, ispanyol, afrika müzikleriyle dans ettim, şarkı söyledim. çocukluğumdan beri masaların üstüne çıkıp şarkı söyler, dans ederdim.” diye anlatıyor ve müziğe olan tutkusunun nerelerden geldi su gibi gün yüzüne çıkıyor.

Çocukluğu böyle rengarenk ve ses dolu bir ailede geçince ve bu şans yetenekle birleşince yolunu  Paris’e doğru çeviriyor ve Louvre’de çalışmaya başlıyor. Zahra, “Bu benim sanatla buluşmamdı” diyor ve ekliyor: “Çocukken düşüncelere dalıp giderdim, hep doğayla temastaydım. Tablolar da bana bu hissi verirdi. Resimler de müzik gibi her zaman huzur vericiydi. Ses her zaman benim hayalgücümün yakıtı oldu.”

2005 yılında Hindi Zahra, bir yılda 50’den fazla şarkı yazdı. Kırk dakikalık “Handmade” albümü prodüksiyonu ve aranjmanı tamamen kendisi tarafından yapılmış on bir şarkıyı içeriyor. İlk albümü olmasına rağmen klasikleşmiş duygusu veren olgun tavrıyla, dikkat çekiyor. Kendine has üslûbunu, halk- caz müziği ve güney Fas köklerini bendirle, “Ganoua” bas gitarla ya da Berberi unsurlarıyla zenginleştiriyor.

Handmade albümü sürprizli ve sıcacık bir albüm olmuş gerçekten. Bazı parçalarında yumuşacık bir ses tonu ile karşılaşırken ( Stand up gibi ) bazı parçalarında da sesinin çok farklı açılımlara doğru yol aldığını duyabiliyorsunuz. Ya da sanki az sonra jazz tınılarının doruklarında dolaşacakmışsınız gibi bir etki yaratıp ters köşeye yatırabiliyor ki müzikte seviyoruz böyle halleri.

Bu soğuk kış günlerinden birinde 18 Kasım Cuma gününden haftasonuna çok yumuşak bir geçiş yapmak isterseniz eğer Cemal Reşit Rey’de Hindi Zahra sizi bekler. Tadımlık bir kuple ” Beautiful Tango”  ile veda ederken biletlerinizi tükenmeden alın hatırlatmasını yapalım.

http://youtu.be/DoAelicv5Ek

Tags: ,