BEYOĞLU’NDA EMEK DERKEN MAJİK’TE GİTTİ

Yeni yılı nerede karşılayacağız haberlerine tatsız bir haber nedeniyle bugünlük ara veriyorum. Bu şehirde güzel şeyler var. Kötü şeyler de var. Burada çok bahsetmedik. Ama bu habere kayıtsız kalamam. Kalmamalıyım. Kalmamalıyız.  Çünkü bir şehri sevmek aslında insan sevmek gibidir. Nasıl ki sevdiğin insana zarar verilmesi seni incitirse İstanbul’a verilen her zarar bir İstanbul severi öyle incitir, acıtır, yakar canını.

Daha  İstanbul’a ilk geldiğim zamanların en sevdiğim iki mekanı için kötü haberler duyuyorum. Öğrenci harçlığımın yetmeye çalıştığı en büyük keyiflerden ikisi  tiyatro izlemek ve film festivaline gitmekti. Bir zaman yolculuğuydu adeta Devlet Tiyatrosu Taksim sahnesinde tiyatro izlemek ya da Emek ‘te film izlemek. Eski Beyoğlu’ndan bize kalan yadigarlardı.  Bizden öncekilerin ise türlü türlü hatıraları vardı.Bizden sonrakilere anlatacaktık. “ Bak bu bina 100 yaşından fazla hala ayakta.” diye. “Bundan sonra ise eskiden burada …….” Diye başlayıp “ O’nu yıkıp yerine bu koca taş yığınını yaptılar “ diye biten cümleler kuracağız.

Eğer solumadıysanız bu iki mekanın havasını anlamazsınız ne demek istediğimi. Ya da Emek sadece bir sinema salonuysa , Maksim Gazinosu eğlencelerin yapıldığı bir yerse. Soğuksanız bu şehre ve ilgisizseniz , bu şehir sadece bir gelir kapısı ise hiçbir anlam ifade etmez size yazılanlar, protestolar, bağırmalar. Tiyatro sahneleri kapanır alışveriş merkezi olur, sinemalar kapanır alışveriş merkezi olur,  evlerimiz yıkılır alışveriş merkezi olur, mahallemiz yıkılır alışveriş merkezi olur.

Bu şehrin bir ruhu var sayın ilgili, ya da sayın ilgisiz. Bir bina bazen sadece bir bina değildir . Keşke anlayabilseydiniz. Biraz insaf lütfen .

Buyrun haberin detayları da burada :

Türkiye haftalardır Emek Sineması’nın yıkılmasını tartışırken İstanbul 2 No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’ndan sessiz sedasız yeni bir proje daha geçti. 1914 yılında, kentte sinema salonu olarak inşa edilen ilk bina olan Majik ile arkasındaki Maksim Gazinosu yıkılıp birleştirilerek otel ve ticaret merkezi yapılacak.

Restorasyon kılıfı

Radikal Gazetesi’nden Ömer Erbil’in haberine göre; Beyoğlu Belediyesi’nin de onayladığı avan proje 8 katı bodrum, zemin artı 8 normal olmak üzere toplam 17 katlı. Avan projeye göre 2 yıl öncesine kadar Devlet Tiyatroları’nca kullanılan tescilli binanın sadece ön cephe duvarları korunacak. Proje, Koruma Kurulu’ndan ‘restorasyon’ adı altında geçti. Tıpkı Emek Sineması, Beyoğlu Demirören AVM, Beşiktaş’ta 14 katlı otele çevrilen Tütün Deposu projeleri gibi.

Ofis mobilyaları sektörünün önde gelen ismi ‘Tuna Çelik’ tarafından satın alınan 4 bin 305 metrakarelik araziye yapılacak proje, uzun yıllardır tartışma konusuydu. Daha önce AVM yapılması gündeme gelmişti.

Koruma Kurulu defalarca reddettiği projeyi 21 Temmuz’da onayladı. Beyoğlu Belediyesi de imar planında ‘Sıraselviler Caddesi cephesinde 27.50 metre yükseklik, cami ve Osmanlı sokak cephesinde yükseklik 15.50 metreyi aşmamak kaydıyla’ avan projeyi uygun buldu.

Belediye Radikal’e konuyla ilgili bir yanıt vermezken Tuna Çelik’in sahiplerinden Nuri Tuna’dan da herhangi bir karşılık gelmedi.

Mimarlar Odası: Metroyu da riske sokar, iptal edilsin

Mimarlar Odası İstanbul Anakent Şubesi’nin hazırladığı ÇED raporunda, alttan geçen Taksim Metrosu’nu da tehdit ettiği belirtilen projenin iptali istendi.

Raporda Majik Sineması’nın ‘Beyoğlu’ndaki tarihi ve kültürel simgelerden biri’ olduğuna dikkat çekilirken Park Otel, Gökkafes, Saray ve Emek sinemaları gibi örneklerin hızla artmasının geri dönüşü olmayan zararlara neden olduğu da vurgulandı. Raporda şöyle denildi: “Ulusal koruma ilkelerine ve daha evvelce alınmış kurul kararlarına aykırı olarak söz konu alandaki mimari ve kültürel mirasımız hakkındaki kararını sadece ön cephe koruma (restorasyon) projesinin uygunluğu kapsamına indirgeyerek yıkımına; 4305,54 m2’lik parselin tümünün yapılaşmasını öngören 8 bodrum kat, zemin kat ve 8 normal katlı, toplam 448028.83m2’lik çevre ve metro güvenliğini de tehlike altına alacak bir yapı kompleksinin ortaya çıkmasına onay veren kararının da yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir.’’

Orkestra eşliğinde sessiz film izlenirdi

Majik Sineması 1914’te açıldı. İstanbul’da sinema binası olarak kullanılmak üzere inşa edilmiş ilk yapıydı. Mimarı İtalyan Giulio Mongeri, ilk sahibi ise Sarıcazade Ragıp Paşa’ydı. İlk olarak Majik Sineması adıyla Halil Kâmil tarafından işletildi. O dönemde, küçük bir senfonik orkestra eşliğinde sessiz filmler gösterilmekteydi. Birkaç defa sahibi ve işletmecisi değişen bina, 1944’te Türk Sineması, 1946’da Yeni Taksim Sineması ve 1964’te Venüs Sineması olarak hizmet verdi.

Ardından Devlet Tiyatroları’nca kiralandı. Salon, Şubat 1971’de IV. Murat oyunuyla açıldı. 1975’e kadar tiyatro salonu olarak kullanıldı, sonra yeniden Venüs Sineması oldu. 1979’da kurulan İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun sahne ihtiyacı için 1983-1984 sezonunda yeniden kiralandı. 28 Ekim 1983’te Musahipzade Celal’in İstanbul Efendisi oyunuyla açıldı ve 2009’a kadar da tiyatro sahnesi olarak kullanıldı.

‘Son düş şatosu da elden gidiyor’

Sinema tarihçisi Burçak Evren: Bu sinema salonu, sinema tarihi açısından çok önemli

İstanbul’un sinema salonu olarak yapılan ilk binası. Türkiye’nin düş şatoları bunlar. Alkazar, Elhamra, Saray, Emek derken son sinema da elden gidiyor. Beyoğlu’nun çehresi değiştiriliyor. Maksim Gazinosu da bugün anladığımız gazino kültüründe değildi. Repertuvarı olan müzik şölenlerinin yapıldığı yerdi. Yıkılacağına restore edilip yeniden sinema olarak açılsa. Dünyada 1500-2 bin kişilik salonlar yeniden hayata geçiriliyor. AVM sinemalarından kurtuluş aranıyor. Biz yıkıyoruz.’’

Sinema eleştirmeni Atilla Dorsay: Türkiye’de inşa edilen ilk sinema salonu. Burada ‘Vurun Kahpeye’ filmi için uzun kuyruklar oluştuğunu biliyoruz. Şehrin belleği bu yapılar. Maksim de öyle. Gazino geçmişimizin izleri var o yapıda. Gazino kültürünün en büyük mimarisi. Restore edip gazino müzesi yapılsaydı. Tarihi yapılarımızı daha sonra çok arayacağız. Kültürel hayatımıza etki eden iki önemli yapı, ikisini de kaybetmek çok acı.