BİR TARİH GEÇİDİ : HACO PULO

Yıl 1850.

Yer o zaman ki ismiyle Pera.

Daha önce sitede konu ettiğimiz ne Botter Apartmanı var ne de Saint Antuan Kilisesi. Narmanlı Han yapılmaya başlanmıştır belki. Kilisenin yerinde daha Concordia Tiyatrosu var.

Bir bina yükselir Pera’da. Sahibinin kim olduğu konusunda çeşitli rivayetler olduğu için adının da nereden geldiği konusu muallakta kalmıştır. Kimi kaynaklar ilk sahibinin Rum tüccar M.Hacopulo olduğunu söylerken , başka bir kaynak İstanbul’un en ünlü Rum bankerlerinden ve Adalar’ın eski belediye başkanlarından Kiryako John Hacopulos der.  Galata’nın eski bankerlerinden Yorgo Zarifi Hocapulo’nun ismi de telaffuz edilenler arasındadır.

Sahibi  bu söylenenlerden kim olursa olsun 1850’lerde başlayan inşaat sona erer  ve 15 Nisan 1871’de Hacopulo Pasajı olarak törenlerle açılır. Beş katlı, Yunan’dan çok İtalyan atmosferi egemen  olduğu, dar bir geçitle avluya açılan pasaj ; avlunun etrafını çevreleyen dükkanlardan ve konutlardan oluşur . Çoğu kişiyi kucaklayacak ve misafir edecek avlusunun taşları Çatalca’ya bağlı Podima köyü sahilinden toplanıp getirilir.

Üç kapısı vardır pasajın: Biri Pera’ya , ikincisi Meşrutiyet Caddesi’ne diğeri ise Panayia Kilisesi’ne açılır.

Kimler Geldi Kimler Geçti ?

Kapıların açılmasıyla birlikte dükkanlar ve konutlar yavaş yavaş dolar. Pasaj artık nefes almaya , yeni hayatlara ve olaylara tanıklık etmeye başlar.

Pera’nın güzel hanımlarına hizmet veren terzi Matmazel Adel, erkek terzilerinden Foskolo, Armao, Barbagalo ve Marengo gibi ünlü kadın ve erkek terzileri, şapkacılar, düğmeci, işlemeciler ve namlı modelistler alır bazı dükkanları. Has ipekten astarlar, ibrişim ve kordonetler burada satılır. İstanbul’un modası bir nevi Hacopulo’da belirlenir.

Pasajın sakinlerinden birisi de Ahmet Mithat Efendi’dir . 13 numaralı dükkanda kurduğu matbaada bir çok yayımın yanı sıra Namık Kemal’in 1872 yılında çıkardığı İbret Gazetesi  de basılır. Ancak Gazete basılmaya başlandıktan tam 27 gün sonra kapatılır ve Ahmet Mithat Efendi ile Namık Kemal, Hacopulo Pasajı’nda tutuklanarak sürgüne gönderilirler.

Bu olaydan sonra pasaj Jöntürkler’in buluşma noktası olur.

Sadece matbaa yoktur pasajda.Namık Kemal’in müdavimi olduğu yıllarda, kuaför Valentin Kardeşler, halıcı Filipoviç, görkemli lokanta ve meyhanesiyle Kamelos, Paris somya ve karyolalarını satan Neyrat da uzun bir süre bu pasajın misafiri olurlar.

Pasajın ilk yıllarında şu anda Hazzo Pulo şarap evinin bulunduğu mekanda Yaşlılar Rum Bakım Evi yer alır. 1890 yılında ise bakım evinin yerini dönemin en ünlü restaurantı olan Anania alır.

Opera Tiyatrosu

O yıllarda pasajların genel özelliği sanatın ve yaşamın iç içe olmasıdır. Her pasaj içinde mutlaka biraz sanat barındırır. Dolayısıyla pasajlar modanın olduğu kadar sanat ve kültür hayatının da merkezi konumundadır.

1869 yılında pasajda açılan Adam Musiki Mağazası bunun en güzel örneğidir. Mağazanın üst katı açıldıktan bir süre sonra bir dinleti salonuna dönüştürülür. Hatta bu da yetmez Dikran Çuhacıyan 1874’te bu salonu Türkçe opera sahneleyebilmek için sanatçı yetiştiren bir okul haline getirir.Bu okuldan yetiştirilen sanatçılarla sayısız temsiller verilir. Bu yüzden bu salona “Opera Tiyatrosu” denir.Topluluğun 1876’da dağılmasıyla salonun tiyatro olarak kullanılması sona ermişse de daha sonraki yıllarda ise İstanbul’un ilk oda orkestrası aynı mekanda dinleyicileriyle buluşur.

Yıl 1970.

70’lerin sonu Beyoğu’nun ya da eski Pera’nın da sonu olur . Beyoğlu yavaş yavaş yok olmaya , Beyoğlu’nu Beyoğlu yapan değerlerini yitirmeye başlar. Hacopulo Pasajı’da alır bundan nasibini. Orada yaşayan , çalışan insanlarla nefes alan pasaj terzi dükkanları , sahaflar ve müzik evlerinin birer ikişer kapanmasıyla nefessiz kalır.

Yıl 12 Eylül 1980.

Önce misafirlerini kaybeden Hacopulo ya da Hazzapulo olan pasaj 12 Eylül yönetimince atanan belediye başkanı tarafından zararlı bulunduğu için adını da kaybeder . Yapımı esnasında betonun üzerine kazınmış Hazzopulo isminin üzerine metal bir levha gelir  ve pasajın adı bir gecede Danışman Geçidi olur.

Yıl 2011.

Pasajın görünürdeki adı 20 yıl sonra yeniden değişti. Beyoğlu’nda yapılan adres ve numara değişikliği operasyonundan nasibini alarak Han Geçidi’ne dönüştü.

Eskinin yerini çoktan yeniler aldı.

1800’lü yıllarda Grand Bulvar lokantası olarak hizmet veren bina bir girişimci tarafından alınarak restore edildi. Ve cafe Grand Bulvar olarak hizmet vermeye başladı.

Pasajın Meşrutiyet Caddesi’ne açılan kapısı tarafında yer alan Anania Restaurant’ın yerinde Hazzo Pulo Şarap Evi bulunuyor.

Pasajın en eskileri ise 55 yıldır aynı şapka dükkanını işleten Madam Katia ve eşi Bay Aleko. Katia hanım hala el emeği göz nuru şapkalarını yapmaya devam ediyor.

Gloria Jeans kafelere kafa tutan 1986 yılından bu yana pasaj müdavimlerinin ilk durağı olan Çaycı Mustafa’yı unutmamak lazım.Her ne kadar 25 yıldan beri pasajda olsa da Hacopulo’yu Çaycı Mustafa Pasajı olarak bilenler de çok.

Scala yayınları , ilginç tişörtlerin bulunduğu Aponia Tasarım Mağazası, doğal ürünlerin satıldığı şirin bir dükkan pasajın yeni sakinleri arasında.

İsmi ya da misafirleri her ne kadar değişse de hafızalardaki adı hep aynı Hacopulo/Hazzopulo Pasajı. Asıl sevindiğim nokta ise Narmanlı Han gibi bir sona sahip olmadan pasajın hala yaşıyor oluşu. Fırsat bu fırsat İstiklal Caddesi’ne yolunuz düşerse Hacopulo Pasajı’nda bir soluklanın, çaycı Mustafa Amca’nın bir acı kahvesini için.