BİR YABANCININ GÖZÜNDEN İSTANBUL

Bilmiyorum farkettiniz mi ? Yavaş yavaş daha çok Newyork  ya da Londra gibi şehirlere benzemeye başladık. Ve daha önceleri biz çalışmak ya da dil öğrenmek için dünyanın diğer ülkelerine gidiyorken şimdi her şey tersine dönmeye başladı. Daha önce bizim şikayet ettiğimiz sorunların aynısı özellikle Avrupa ülkeleri şimdi yaşıyor. Kriz ve işsizlikle mücadele ediyorlar. Bu yüzden farklı yollara başvuruyorlar. Türkiye onlar için daha cazip hale gelmeye başlıyor. Çünkü burada hayat birçok Avrupa ülkesine göre daha ucuz, insanlar sıcak ve yardımsever. Bu yüzden Çeşitli ülkelerden gelen bir çok insan burada iş arıyor, çalışıyor, okuyor ve dilimizi öğreniyor. Bu durum ciddi bir araştırma konusu olabilir. Yılda kaç yabancı Türkiye’de iş buldu ,ne kadarı ev satın aldı, kaç öğrenci okumak için Türkiye’yi tercih etti vs… Globalizmi şimdi daha çok hisseder duruma geldik sanırım.

Francesca yurt dışından Erasmus bursu ile Türkiye’ye gelen yabancılardan sadece bir tanesi. Ben de neden Türkiye ‘yi ya da İstanbul’u tercih ettiği, buradaki yaşantısı ve İstanbul ile ilgili düşünceleri ile ilgili sohbet etme fırsatı buldum.

Bize biraz kendinden bahseder misin Francesca ?

Adım Francesca. 23 yaşındayım. Romalıyım ve öğrenciyim. Erasmus programı ile İstanbul’a geldim ve  kesinlikle diyebilirim ki hayatımın en güzel deneyimiydi. Ama aslında bir İtalyan için Türkiye’ye gelmek etrafınızdaki bütün herkesin “ Türkiye !!! Türkiye’de ne yapacaksın?” benzeri tepkilerini dinlemektir. Aslında problem şu : İtalya’daki insanların Türkiye ile ilgili sadece iki görüşü var. Deve ve bedevilerle dolu bir çöl olduğu ya da Irak ya da Afganistan gibi tehlikeli bir savaş alanı içerisinde olduğu. Ben bunların hiçbirisini umursamadım ve geldim.

Peki İstanbul’a gelmeye nasıl karar verdin ? Başka seçeneğin  var mıydı ? Yoksa tek tercihin İstanbul muydu ?

Erasmus bursunu kazandığımda önümde üç seçeneğim vardı : Manchester, İstanbul ve Paris. Başta ilk seçimim Manchester’dı. Ancak tercihimi yapar yapmaz pişman oldum ve sonra değiştirip İstanbul’a gelmeye karar verdim. Çünkü bu şehir bana diğer Avrupa şehirlerinden daha çok deneyim verecek gibi hissettim.  Tamamiyle yeni bir kültürü, yeni bir dini, yeni bir yaşam biçimini Manchester , Paris ya da Londra gibi şehirlerin bana veremeyecekleri tüm bu şeyleri deneyimlemek istedim.

Sence Türkiye’de hayat nasıl ? Mesela Türk insanları hakkında ne düşünüyorsun ?

Türkiye’de yaşam bir yabancı için gerçekten harika. Buradaki ilk günlerimde insanların sadeliği, yardımseverliği ,her sokak başındaki yaşlı adamların bana gülümsemesi çok  etkileyiciydi. Başta belki ben yabancı olduğum için böylelerdir diye düşündüm. Ama burada yaşadıkça anladım ki bu kesinlikle Türk olmakla ilgili. İyilikseverlik ve kibarlık burada yaşadığım ve sevdiğim şeyler.

Sence İtalyanlara benziyor muyuz ? Sonuçta her iki ülkede Akdeniz’li.

Evet kesinlikle !!! Bazı çok benzer geleneksel yemekleriyle birlikte İtalyanların ve Türklerin paylaştıkları birçok davranış ve alışkanlıkları var. Ama en önemli şey paylaştığımız değerler. Aile bağının önemi , gelen misafire gösterilen nezaket , insanların sıcaklığı tabi ki. Bir Alman ya da İngiliz’e göre bir Türk ile alışkanlık ve değerlerimi daha çok paylaşabilirmişim gibi hissediyorum. Kendi ailemden 1890 km. uzakta olsam da burada ailemle birlikteymişim gibi hissettim. Belki insanlarla konuşarak anlaşamadık ama gözlerimiz, gülümseyerek ve nezaketle anlaştık.

Peki İstanbul ? İstanbul Roma’dan daha büyük bir şehir. İlk geldiğinde ne düşündün ? Seni korkuttu mu ?

Ben bu şehre gerçekten aşık oldum. İstanbul sanki dünyanın tek bir şehirde toplanmış minyatürü gibi. Ne arıyorsan sana onu veriyor. Eğlenceye mi ihtiyacın var , İstanbul’da bulabilirsin. Huzura mı ihtiyacın var ,burada onu da bulabilirsin. Hayattan her yönüyle zevk almak mı istiyorsun o zaman İstanbul senin mekanın.

İstanbul’a ilk geldiğim zamanlarda hislerim biraz karışıktı. Etrafımdaki her şey çok kalabalık ve yeniydi. Bir şeker dükkanındaki çocuk gibiydim. Ama aynı zamanda kaybolmaktan korktum. Sokaklara alıştıkça her şey daha iyi oldu. İnkar edemeyeceğim bir şey var ki her zaman ve her durumda kendimi İstanbul’da çok küçük bir karınca gibi hissediyorum.

Hadi güzel şeylerden bahsedelim biraz. Sonuçta burası İstanbul ve istediğin en varsa burada bulabilirsin. Pekii sana İstanbul da olmanın en güzel yönü nedir diye sorsam ?

İstanbul’da olmanın en güzel tarafı bu muhteşem ve zaman zaman aykırı şehri anlamak için sadece biraz çaba sarfederseniz hemen bir parçası olabiliyor olmanız. İstanbul kalbinize dokunduğu zaman nereden gelmiş olursanız olun onun evladı olursunuz.

Neredeyse bir yıldır İstanbul’dasın. Örneğin eğer arkadaşların İstanbul’a gelse onlara ne göstermek ya da ne yedirmek istersin ?

Arkadaşlarımla birlikte Galata köprüsünde bir bardak çay içmenin keyfini paylaşmayı ya da Kadıköy Vapuru’ndan martıların eşlik ettiği camilerin görüntüsünü izlemeyi isterdim. Ve tabi ki onlara leziz Türk mutfağının yemeklerini tattırırdım. Ben özellikle İskender Kebabı’nı çok seviyorum. Bence herkes İskender Kebabı’nı tatmalı. Ve boğaz kenarındaki muazzam restaurantlar neden olmasın?

Arkadaşlarına İstanbul’a gelmelerini önerir misin ?

Elbette. Herkes iyi biliyor ki İstanbul dünyadaki en güzel şehirlerden birisi. Ama İstanbul’u şehir rehberlerinden okumakla buraya gelip onu yaşamak gerçekten çok fark var. Eğer istanbul’u görmediyseniz onun gerçek özünü yakalayamazsınız.

İstanbul’da yaşamak ister miydin ?

Gelecek planlarımın arasında burada iş bulup burada yaşamak var. Ve belki evlenmek ve ailemi burada kurmak neden olmasın J

Biliyorsunuz İtalya’da kriz var. İş bulmak artık daha da zorlaştı ve hayat buraya göre daha pahalı.

Ama yine de sadece bu şehrin iyi ya da kötü anlamda ne verebileceğini tam olarak bilemiyorum. Ama tabi ki burada farklı bir yaşam deneyimim olacakmış gibi hissediyorum. En azından umuyorum.

Peki şimdi üç kelime ile İstanbul ?

Misafirperver, etnik, sınırsız

Sence İstanbul hangi renk ?

Benim için İstanbul kesinlikle MAVİ ! Belki denizin renginden belki her yerde gördüğüm mavi gözlerden. Ama gözlerimi kapatıp İstanbul’u düşündüğümde mavi en baskın renktir.

İstanbul için hangi şarkı ?

İtalyan şarkıcı Franco Battiato’nun şarkısı Venezia – İstanbul.

Şarkının ilk dizesinde şöyle diyor : Venedik bana içgüdüsel olarak İstanbul’u hatırlatır. Denizin üzerindeki aynı binalar, bir hiçliğin içinde kendini kaybeden gün batımı.” Ne zaman bu şarkıyı dinlesem ben iki şehrinde ufak bir parçasıymışım gibi hissederim.