ÇIRAĞAN CADDESİ: GEÇMİŞE GİDEN YOL

Çırağan Caddesi

“…ne kadar isterdim beşiktaş – ortaköy yolunun üzerinde olmayı. bir duvar dibinden, bir kedi gibi sürtünerek yürümeyi. hani sesinle susar, yürür ve susardık. bir köşebaşına gelince ben, sana sezdirmemeye çalışarak firari bir nazar atfederdim görünmeyen bir eve doğru hani… (…) beşiktaş – ortaköy yolunda yürüdükçe beni hatırla. neye bağlıyım bu kadar o yola. ve neye bu kadar istiyorum daima o yolda yürümeyi.
fütura ram arka sokakları, gürültünün erişemediği arka sokakları, bir şey düşünmemeye kendini zorlayarak dolaşmanın sırasıdır tahir. dolaşmanın sırasıdır.”
Kabataş Erkek Lisesi’nde 15 yıl kadar öğretmenlik yapan Behçet Necatigil bir başka sever  Çırağan Caddesi’ni. İki yanı ağaçlı o yola olan sevgisini arkadaşına yazdığı 4 Ekim 1937 tarihli mektupta işte böyle anlatır.

Yürümekten en keyif alınan yollardan birisidir çünkü bu güzergah. Her mevsim bambaşka karşılar insanı iki tarafındaki o ağaçlar. Bir yeşillenir , bir sararırlar. Uzun yürüyüşlerin ve uzun düşünmelerin yoludur. Bir adım öncesi ve bir adım sonrası farklılaşır sanki Çırağan Sarayı’nın yanıbaşındaki kemerin altından geçerken.

Bu yol boyunca sıra sıra gördüğümüz Beşiktaş Anadolu Lisesi, Galatasaray Üniversitesi, Kabataş Lisesi , Feriye Lokantası ve Ziya Kalkavan Anadolu Denizcilik Teknik Lisesi ve hatta şu anda Four Seasons otel olarak hizmet veren Atik Paşa Yalısı gibi binaların her biri Çırağan Sarayı’na ek olarak yapılan Feriye Sarayları’nın birer parçasıdır.

Galatasaray Üniversitesi

Daha önce Dolmabahçe Sarayı’nın tarihini anlatırken bahsetmiştik. Beşiktaş’tan başlayıp Ortaköy’e kadar uzanan yol boyunca bir çok saray varmış. Ancak Tanzimat Fermanı’nın ilanından sonra başlayan Avrupalılaşma çabalarından dolayı sahil boyunca inşaa edilen bütün saraylar yıktırılıp yerine Avrupa’dan alınan borçlarla Avrupai tarzda saraylar yaptırılmış. Bunlardan ilki Dolmabahçe Sarayı diğeri ise Çırağan Sarayı idi. Ancak son derece kalabalık olan saray halkını, yapılan bu yeni saraylara sığdırmak zorlaşınca başka mekánlara ihtiyaç duyulmuş  ve Çırağan Sarayı’nın Ortaköy’e uzanan tarafına yeni binalar inşa ettirilmiş . Yine Balyan Ailesi’ne mensup mimarların yaptığı bu binalara ‘ikinci derece’, ‘yan’ anlamına gelen ‘Feriye’ adı verilmiş ve bu isim zamanla ‘Feriye Sarayları’, ‘Feriye Sarayı’ halini almış.

Deniz tarafında üç ana bina, bir cariyeler koğuşu ve iki katlı küçük bir binadan oluşan yapılar topluluğunun arkasında, yol tarafında ek binalar yer almaktadır. Bu saraylarda padişahın uygun gördüğü hanedan mensupları ile kışlık dairesi bulunmayan kişiler otururmuş.

Kabataş Lisesi

3 Mart 1924 tarihinde Halifeliğin kaldırılmasına kadar Osmanlı hanedanının çeşitli üyeleri bu saraylarda yaşamış. Hanedan üyelerinin yurtdışı edilmeleri üzerine bir süre boş kalan sarayların eğitim kurumları tarafında kullanılmasına karar verilmiş. Bu karardan sonra 1927 yılında binaların bir bölümüne Yüksek Denizcilik Okulu yerleşmiş. Kabataş Erkek Lisesi de 1928-1929 öğretim yılında Feriye Sarayları’nın diğer bir bölümüne taşınmış.

1967 yılında Galatasaray Lisesi’ne kız öğrenci alınınca Feriye Sarayları’ nın bir kısmı lisenin kız bölümü olarak kullanılırmış. 1992 yılında da Galatasaray Üniversitesi’ne  devredilir.

Şu anda Four Seasons olarak gördüğümüz uzun yıllar metruk olarak kalan Atik Paşa Yalısı da  bir süre Et ve Balık Kurumu”nun deposu ve okul olarak kullanılmış. 1990″larda, devlet konukevine dönüştürülmek üzere renove edilmeye başlanmış. Maliyet artınca vazgeçilmiş. 1999′ da Özelleştirme İdaresi, burayı bir ihaleyle özelleştirdi.

Feriye Lokantası

Sarayların bakımsız bir halde uzun yıllar boş kalan diğer bir kısmı ise 1995 yılında Kabataş Eğitim Vakfı tarafından restore edildikten sonra Feriye Lokantası olarak hizmete açılan bölümdür. Burası zamanında Beşiktaş’tan Ortaköy’e uzanan Dolmabahçe ve Çırağan Sarayları’nı koruyan bir karakoluymuş. 1876’da askeri darbeyle tahttan indirilerek Dolmabahçe’den Topkapı Sarayı’na gönderilen Sultan Abdülaziz, Feriye’ye nakledilmiş , burada bilekleri kesilerek öldü ya da öldürüldü ve cenazesi  Feriye Karakolu’na getirilip, pencerelerden sökülen perdelere sarılarak saatlerce bekletilmiş. Çırağan Sarayı’nın hikayesini anlatırken bu olaylardan da bahsetmiştik hatırlarsanız.

Çırağan ve Feriye Sarayları’nda Osmanlı hanedanı pek gün yüzü görememiş maalesef.

Bu yoldan yavaş yavaş Ortaköy Meydanı’na doğru çıkıyoruz.Çok az kaldı. Haftasonu oradayız :)