EN LEZZETLİ HAFTA SONU

Uzun zaman sonra sadece benim olan bir Cumartesi’ye sahip olmanın mutluluğu ile 24 saate olabildiğince fazla şey sığdırmaya çalıştım. Tabi İstanbul’un izin verdiğince demek daha doğru olur sanırım. Gayet spontan gelişen bir Beşiktaş ziyaretinin ardından -ki bu ziyaretin konusu olan yazımı daha sonra yayınlayacağım- size sunduğum alternatifler içerisinde olan bir başka ziyaret gerçekleştirdik.

Bildiğiniz gibi 10.Uluslararası Gastronomi Festivali 15-18 Mart tarihleri arasında Tüyap Fuar alanında yapıldı. Yaklaşık 22 ülkeden yerli yabancı bütün şeflerin 4 gün boyunca yarışıp hünerlerini sergiledikleri festivalin konusu yemek olunca dayanamadık düştük yollara.

Yollara düştük ama Tüyap’a ulaşmak hem toplu taşıma ile hem de kendi otomobilinizle de olsa hiç fark etmez tam bir eziyetti.Bunu öncelikle belirtmem lazım. Taksim, Beşiktaş gibi merkezi noktalardan fuar alanına transferi sağlayan servisler de kaldırılınca ulaşım çin işkencesini aratmıyordu.Bu yüzden Beylikdüzü’nde devam eden metrobüs çalışmalarının bir an önce bitmesini diliyorum.

Ancak tabi yemek kokuları o kadar kuvvetli olmalı ki bizi 2 saat süren yollar bile yıldıramadı. Ve uzun bir yolculuğun sonunda biraz gecikmeli de olsa fuar alanına ulaştık. Gittiğimiz sırada yarışmalar bir yandan devam ederken diğer yandan sonuçlanan yarışmaların ödülleri dağıtılıyordu.

İlk defa bir Gastronomi Festivali’ne katılan biri olarak başladım etrafı keşfe. Böyle bir festival olur da karnınız aç kalır mı ? Bütün leziz ürünler emrinize amade olmuş bekliyorlar. Daha önce hiç tatmadıklarımız, tadıpta doyamadıklarımız , bize özgü olanlar ve daha niceleri sayesinde çok leziz bir hafta sonu geçirdik. Kah oturup türk kahvemizi içtik , kah yarışmacıları yarattığı şaheserleri gezdik , diğer tarafta yemek kitaplarını karıştırdık. Yani anlayacağınız orada bulunduğumuz zaman dilimini dolu dolu ve de doya doya geçirdik.

Bolulu ustalardan sonra aşçılık mesleği henüz yeni yeni yaygınlaşan ve gençlerin kariyer planlarına aldığı bir meslek dalı haline geldi. Artık alaylı değil mektepli aşçılarımız yetişiyor. Örneğin festivalde konuştuğum ve bir çoğu madalya ile dönen gençlerin bir kısmı lisede aşçılık eğitimi alırken bir kısmı ise üniversitelerin iki yıllık aşçılık bölümlerini bitirerek yarışmalara katılıp derece almışlar. Ve hepsi de birbirinden başarılı gurur duyulacak işler yapıyorlar. Az çok fotoğraflarını çektiğim işlerin bir çoğu türk şeflere ait.

Tüm Aşçılar Fedarasyonu tarafından 10.su organize edilen festival sayesinde gördük ki klasik Türk yemeklerinin lezzeti tartışılmaz ama artık yeni keşfedilen tatlarımızla ve şeflerimizle çok iddialı geliyoruz.