!f İstanbul’da görülmesi gereken 10 film

 

 

14-24 Şubat 2013 tarihleri arasında 12. kez düzenlenecek !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali bu yıl son zamanlarının en yoğun programıyla ‘uyuma’ya bile izin vermeyecek gibi duran festivalin, Reha Erdem’in “Jin”inin Türkiye prömiyerine ev sahipliği yapması da önemli bir not. Meraklısı için 12. !f İstanbul’un bilet satışlarının başladığını ekleyelim.

Festivalden öne çıkan filmler ise;

HolyMotors_Poster_R

 

1-Kutsal Motorlar (Holy Motors) (2012)

Leos Carax-Denis Lavant ikilisinden şimdiden izleyenlerini ikiye bölmüş, tartışmalarla anılmayı garantilemiş ‘Fransız’ usulü bir bilim kurgu. Kelimenin tam anlamıyla zihinlerinde Carax’nın “Kötü Kan”daki (“Mauvais Sang”, 1986) özgün ruhunu canlandıranlar için ‘açık çek’ diyebiliriz.

star

 

2-Kuyruklu Yıldız (Halley) (2013)

Müthiş bir atmosfer becerisinden güç alırken ince ince boyanmış kadrajların ‘fluluk’ oranıyla ruh halini anladığımız Alberto’nun nev-i şahsına münhasır öznel evrenine kim karşı çıkabilir? İşte “Halley”, bu değişken dünyasıyla övgüyü hak ediyor. Sebastian Hoffman, büyük oranda 2.35:1 formatın da kapitalizmin yalnızlaştırdığı bir tiplemenin kaotik psikolojisini masaya yatırıyor. Yönetmenin bu ‘çekirdek’i götürdüğü noktaların katmanlılığı sayesinde ise karşımızdaki ‘tablo gibi film’ daha anlamlı ve kalıcı hale geliyor.

120320132216240305005_3

 

3-Jin (2013)

Türk sinemasına ‘postmodern’ kavramını armağan eden yönetmen olarak anmak mümkün onu. Reha Erdem’i “Hayat Var”, “Korkuyorum Anne”, “Kosmos” veya “Kaç Para Kaç” ile hatırlayabilirsiniz. Yönetmen, bu sefer Kürt bir kızın peşine takılıyor. 8 Şubat’ta 63. Berlin Film Festivali’nin ‘Generation’ bölümünü açarak dünya prömiyerini yapacak “Jin”in Türkiye’deki ilk gösterimi !f İstanbul’da gerçekleşecek.

 

margaret-poster1

 

4-Margaret (2011)

Antonioni tanımlı bir karakter draması iskeleti yaratırken süresini de bu konuda yorumlayan bir New York insanları portresi… Kenneth Lonergan’ın “You Can Count on Me”den sonra kendini geliştirdiğini kanıtlayan eser, oyuncularının yüksek performans yetisinin yanında orta sınıf ahlakına ve adalet sistemine soyut ve profesyonel yaklaşımıyla sarsıcı olabiliyor.

815cpBMhUHL__SL1396_

 

5-Spring Breakers (2012)

Genelde Amerikan toplumundaki çarpıklıkları özgürlükçü bir tabloyla perdeye taşıyan, bu özelliğiyle ise sürekli tepki çeken bir isim. Harmony Korine’i Larry Clark ile beraber çalıştığı projelerden hatırlayabilirsiniz. Dört kızın peşine takılan “Spring Breakers” ise belli bir yaş grubunun cinsel kimlik arayışını tartışmalı kavramları yorumlama dinamizmiyle, suça yaklaşma özgünlüğüyle ve yetkin video klip estetiğiyle parlayan ‘yüksek tempo’lu bir sinema şölenine çeviriyor. Korine’e ise yönetmenlik sanatı adına yeni bir sayfa açma olanağı tanıyor.

intihar-dukkani-le-magasin-des-suicides-film-izle

 

6-İntihar Dükkanı (Le Magasin des Suicides) (2012)

“Berberin Kocası” ve “Köprüdeki Kız” ile tanıyıp bağrımıza bastığımız Patrice Leconte’dan özgün bir animasyon denemesi. Cannes, Toronto gibi festivallerde gösterilmiş “İntihar Dükkanı”, intihar için hediyeler satan bir kurumun etrafında ucundan Burtonesk alıştırmalara açılıyor. Animasyon tekniğinin şaşırtıcılığıyla da ‘üç boyut’ta gerçek bir yetişkin eğlencesi vaat ediyor.

katil-simon--simon-killer-2012-turkce-altyazili-full-hd-izle--

 

7-Katil Simon (Simon Killer) (2012)

“Okul Çıkışı”nın Gus Van Sant ile Michael Haneke’nin arasına konuşlanan hipnotik gençlik filmi duruşuyla dikkat çeken Antonio Campos, yine yönetmenlik açısından yetkin bir işle karşımızda. Bu kez bir seri katilin peşine takılmayı seçiyor.

2085910

 

8-237 No’lu Oda (Room 237) (2012)

“Cinnet” (“The Shining”, 1980) fetişizmi ya da incelemesi olarak anmak mümkün. Rodney Aschner’in filme dair bütün tartışmaları alan ayrımı gözetmeksizin sahne sahne mercek altına aldığı bu eser, film okuma derslerinde de gösterilebilir. “237 No’lu Oda”, belgesel niyetinden ziyade ‘sinema sanatı’na yaklaşımıyla incelenmeli.

tumblr_mkzkxxN1NH1ryswsio1_1280

 

9-Antiviral (2012)

David Cronenberg’in oğlu Brandon Cronenberg, babasının mirasını daha sanrısal, şık ve kitsch öğelerle harmanlıyor. Böylece karmaşık dünyasıyla ‘tür kırması’ tanımını üzerine alırken her parçasından faydalanmaya açık bir body-horror örneğiyle yüzleşmemizi sağlıyor.

 

ask-seanslari-2012

10-Aşk Seansları (The Sessions) (2012)

‘Cinsel terapi’ seanslarını felçli ve bakire bir adam üzerinden uygularken işi din eleştirisine kadar götüren çılgın bir bağımsız! John Hawkes ile Helen Hunt’ın performanslarından güç alan eser, psikolog-hasta ilişkisi filmlerine cesur ve sivri bir platform buluyor. Bunun devamında Ben Lewin’in kaleminin sömürüye kaymadan komedi ile dramayı iç içe geçirme becerisiyle öne çıkıyor.