GOD BLESS YOU ICELAND

Günlerden Perşembe. Güneşli bir İstanbul günü. Önce Masal Atölyesi’ndeyim hayallerimin sınırlarını zorluyorum. Ne kadar uzun zaman olmuş bu denli hayal kurmayalı. Düğmesine basınca büyüyen küçülen evimi yirmi yıl öncesinde bırakmışken ne güzel geldi Masal Atölyesi.
Sonra ben masal kahramanı uçarak günlerdir beklediğim bir konsere gidiyorum.
Uzak diyarlardan bir konuk ağırlıyor İstanbul:  Olafur Arnalds. Uzak bir adadan İzlanda’dan kuyruklu piyanosunun kuyruğuna atlayıpta gelmiş. Yanında kemanlı ve viyolonselli meleklerini de getirmiş. Karanlık bir odada oturduk karşısına. O piyanosunun başında hikayeler anlattı huzurlu bir uykuya daldık. Ve biz birbirini tanımayan bir  salon insan başımızdan aşağıya dökülen yapraklar , kafeslerinden kurtulmuş özgürleşmiş kuşlarla aynı rüyayı paylaştık. Bir buçuk saat boyunca bu rüya bitmesin diye çıt bile çıkarmadık.
Ama her güzel şey gibi izler bırakarak bu rüyada bitti. İstanbul’dan Olafur Arnalds geçti.
O zaman onu Cemal Süreya’dam bir şiirle uğurlayalım. Dileyelim ki yine gelsin:
MÜZİK
Burada ben varım, orada o var
Buraya oradan gelen bu şarkılar,
Atar beni oraya, onu buraya kadar
Ben orada olurum, o buraya gelince
Buluşamayacağız bu müzik bitmedikçe
posted by gezerbocek