HERKESİN KONUŞTUĞU O FİLM : FETİH 1453

İşten yorgun argın çıktığım yağmurlu bir Cumartesi . İş çıkışında böyle bir havada yapılabilecek en iyi şeyi düşünürken günlerdir gitmeyi planladığım ve bir türlü başaramadığım Fetih 1453 filmi düştü aklıma. Olumlu ya da olumsuz eleştirilerden etkilenmemek için film hakkında çıkan hiçbir haberi okumamıştım. Ve hatta fragmanını dahi izlememişim.  Ama evimistanbul.com un facebook sayfasında fragmanı paylaşıldığında nasıl bir beğeni ile karşılandığını takip ettim elbette.

Filmle ilgili belleğimde olan belli başlı şeyler 17 milyon lira harcandığı , üzerinde uzun yıllar çalışıldığı, İstanbul’un fethi  konusunda uzman danışmanların kullanıldığı gibi bilgilerdi. Bunlardan dolayı beklentilerim biraz yüksekti açıkçası.  Çünkü fetih bir devir kapan ve bir devri açan büyük bir olay.Ve baştan söyleyeyim Türk insanının kendi kendini aşağılamasına ve kendimize olan güvensizliğimize oldukça sinir olan bir insan evladı olarak “Bu kadar emek varsa ve bu iş bu kadar ciddiye alınıyorsa olmuştur bu film “ dedim. Dedim ama dediğimle kaldım.

Biliyorum bu filmi bir baş yapıt olarak nitelendirenler oldukça çoğunlukta. Ve bu yüzden filmi eleştirmek bu durumda topa tutulmak demek.  Hiç problem değil. Tüm yönleriyle objektif olarak izlediklerimi yazacağım. Eleştiri bu ,kime göre ve neye göre yapıldığına göre değişir.  Bu yüzden işe bana göre filme dair keşkelerim ve beğendiklerim :

Keşkelerim

  • Beklentilerimi yüksek tutan bazı noktalar sıralamıştım yukarıda. Bana göre bunlardan en önemlisi bir tarih filmi çekilirken doğru kaynaklardan edinilen bilgidir.  Özellikle tarih filminin konusu neredeyse az çok biliniyorsa bu bilgileri kuvvetlendirmek , sağlam gerekçelere dayandırmak gerekir. Evet filmde bir danışman kurulu var ancak bu danışman kurulu ya senaryo ekibine bizim orta okuldan liseye kadar okuduğumuz kitaplardan öğrendiklerimizden farklı bir şey aktarmadılar ya da senaryo ekibi sadece konunun bu kadarını aldılar. Zira ben öğrendiklerimin dışında ekstra bir bilgiye rastlamadım filmde.
  • II.Murat öldü. Fatih yeniden tahta geçti. Babasına söz verdi ve başladı her şey.  Fatih Sultan Mehmet karakteri üzerine yoğunlaşılmamış.

En azından Fatih’in nasıl bir kumandan olduğuna, kılıcı iyi kullanmak dışında ne gibi üstün özelliklerinin            olduğuna , bu savaşı kazanmak için ne gibi güzel akıl oyunlarına başvurduğuna değinilseymiş. İşte o zaman İstanbul’un çok iyi kumanda edilmiş bir ordu tarafından iman gücüyle birlikte feth edildiğine inanacaktım. Ve tüylerim diken diken olacaktı.

  • Filmde Fatih Sultan Mehmet yerine Ulubatlı Hasan hakkında daha fazla bilgi sahibi oluyoruz.  Fatih Sultan Mehmet ise ordusuna yaptığı konuşmaya kadar neredeyse sadece izleyici olarak yer alıyor.
  • Hollywood  vari araya sıkıştırılan Era ve Ulubatlı aşkı bana göre gereksiz yanlış bir kurgu olmuş.Fatih Sultan ile Gülbahar Hatun ve Beyazıd arasındaki ilişki daha çok detaylandırılabilecek bir yapıdaydı.
  • Era’nın devşirme olduğu en azından Era Ulubatlı sohbeti sırasında geçseydi.
  • Gelelim Bizans tarafına. Bu sahneleri her izlediğimde Cüneyt Arkın filmlerini hatırlamadan edemedim. Zevk ve sefaya düşkün Bizanslılar. Ortalığı çınlatan kötü kahkahalar. Basit replikler. Bunca sene sonra Battal Gazi filminden  bir adım daha öteye geçebilseydik.
  • Bizans İmparatoru’nun nasıl öldüğünü öğrenebilseydik.
  • Bizans’lının kendi dilinde gönderdiği mektubu okuyunca anlayan Fatih Bizanslı ile kendi dilinde konuşabilseydi. Savaşın sonunda Bizans halkına da yine Bizans dilinde seslenebilseydi. O zaman Fatih daha çok hayranlık uyandırabilirdi.
  • İstanbul , İstanbul diye değil de 1451’deki ismi ile geçseydi filmde .
  • Keşke oyuncularda tiyatro oyunu izliyormuş hissi yaratan takma sakal kullanılmasaydı.
  • Sonunda Fatih Sultan Mehmet’in kız çocuğunu kucağına alarak  Clinton vari bir harakete hiç kalkışılmasaydı.
  • Kulaklarımız bir mehter marşı duysaydı.
  • Efektler konusunda çok bilgili olmadığım için herhangi bir eleştiride bulunamayacağım ancak İstanbul fethedildikten sonra kapıdan içeri girerken arkada görünen İstanbul resim yerine üç boyutlu olsaydı çizgi film izliyormuş hissine kapılmazdım.

Beğendiklerim

  • Fatih Sultan Mehmet’in fetihe çıkarken oğlu Beyazid ile vedalaşma sahnesi
  • Lağımcıların verdiği mücadele
  • Ulubatlı Hasan ile Şovalye Guistiniani kılıç mücadelesi
  • Ulubatlı Hasan’ın bayrağı diktiği sahne

Film Bittiğinde Aklımda Kalanlar

  • Ulubatlı Hasan
  • Era
  • Savaş sahneleri

Ama her şeye rağmen ;

İyi ya da kötü Türk tarihinde gerçekten önemli bir yere sahip bir olayı film haline getirmeyi düşünenleri ve hayata geçirenleri bir kere tebrik etmek lazım. Eminim ki  bu kadar büyük bir tarihi olayı filmleştirmek büyük bir sorumluluk ve cesaret gerektiriyor. Demek ki Türkiye’de bu tarz filmler yapılabiliyormuş bize bunu gösterdiler.

Fatih’in istanbul’u fethi nasıl bir milat ise bu film de Türk sinemasında bir çok açıdan bir milat oldu. En azında daha iyisini yapabileceğine inananlar için artık bize ait bir örnek  var.

Daha da önemlisi uzun bir süre sonra bir Türk filmi için sinema önlerinde uzun kuyruklar oluştu. Ve film bu zamanda kadar elde edilmemiş bir başarı elde etti.

Bu yüzden iyi de olsa çok kötü de olsa gidin bu filme. Çünkü daha iyisini ve daha kötüsünü kıyaslayabilmemiz için bir referans noktası.

Sinema iletişimin en önemli yolu. Türk tarihinde filmlere konu olacak çok fazla olay ve kişi var. Kendi tarihimizi beyaz perdeyle tanıştırmanın ve insanlara bu yolla ulaşmanın vakti geldi de geçiyor bence. Bu filmle birlikte çok daha başarılı Türk filmlerinin çekildiği, Hollywood tekelinin kırıldığı günlerin yakın olmasını diliyorum.