HUZURA DOĞRU BİR YOLCULUK : BÜYÜKADA – NEREDE KALINIR ?

Ada vapuru yola çıktı.Dalgaları yara yara gidiyoruz.

Artık kim telefonu açsa söylediğim tek bir şey var : “ Çook yoğunum.” Bunu sürekli söyledikçe sanki iş işi çekiyor ve bu zincir böyle devam ediyor. Allah’tan sevdiğim işleri yapıyorum da bu çok fazla canımı sıkmıyor. Sadece zamansızlık tek şikayetim. Yapmak istediğim çok şey var ama gün 24 saat. 28 ya da 30 saat olsaydı da yeter miydi fikrim yok.

Nitelikli çalışmanın çok çalışmaktan önemli olduğunu düşünenlerdenim. Yani daha düz anlatımı : Hep iş hep iş nereye kadar. Ev ile iş arasında dokuduğum mekik sayısı sayılamaz hale gelince, telefonla konuşmaktan beynim bir “error” vermeye başlayıp bana seslenenlere efendim yerine alo diye cevap vermelerim nüksedince dur bir saniye dedim. Dur bir soluklan. O anda aydınlandım ve bütün taşlar yerine oturdu.

Kendime iyi gelecek şeyi biliyorum. Hep aynı şeyi yapmaktan hoşlanmam. Çabuk sıkılırım. Değişiklik severim. Beni sürekli şaşırtacak, yeni şeyler bulmam, yeni yerler  görmem, yeni insanlar tanımam ve hikayeler dinlemem lazım. Yani kısacası bana keşif lazım.

Diğer vapurlara da el sallıyoruz…

Malzemeler

Keşif dedik. Neyimiz var neyimiz yok önümüze dökelim ona göre bir plan yapalım :

Neyim yok : Çok ZAMAN yok.

Neyim var : Sırt çantam, bilgisayarım, C.tesi akşamını da sayarsaaam 1,5 günlük tatilim, isteğim ve bir de 15 şehri içine alabilecek İSTANBUL şehri var.

Amerika zaten keşfedildi yeniden keşfe ne gerek var demeyin. Burada bakmakla görmek arasındaki farka dikkat çekerim.

Şahane. Elimde olan malzemelerle ortaya bir şey çıkar mı çıkar. 1,5 günde şehir dışına çıkamayacağımıza göre İstanbul il sınırları içinde bulunalım. Tamam peki. Plan şu:

İstanbul içi yerli turist olmak. Sabah evden çıkıp dolaşmakla turist olunmaz, olunmuyor. Ya da ben olamıyorum. Çünkü bir tatil günü hangimiz sabahın erken sayılabilecek bir vaktinde uyanabiliriz. Bence hiçbirimiz. Yatak bizi çeker, Kahvaltı uzaar. Evet az sonra evden çıkıcam, şimdi çıkıyorum, çıktım derken gün akşamı bulur. Gezip tozma işi yalan olur. Nasıl ki şehir dışına ya da ülke dışına çıktığımızda sabah erkenden  yollara düşüp bir gün içinde kilometrelerce yol yapıyorsak İstanbul’da da bunu yapacağız. Sırt çantasını sırtlanıp nereye gidersem biraz da oraya ait olmam bir gece de olsa orada kalmam , orada uyuyup orada uyanmam lazım.

Kalacak Yer Sorunsalı

O zaman aldık bilgisayarı önümüze başladık araştırmaya. Neresi , neresi, nereye gitmeli derken. İç sesimden cevap geldi : Biri İstanbul dışında çıkamam mı dedi az önce. Öyleyse yanılıyor olmalı. Karşı kıyıda Adalar var. Hem İstanbul dışı hem yakın.

Eeee süpper fikir. Ada , Büyükada, sonbaharda ada hem de :) Sonbahar, ada, rakı, balık hem de.

Otel bulundu ve Cumartesi ve Pazar günleri ada için kapatıldı.

Zaman gelip çattı. Cuma akşamından Ada yolculuğu için çantam hazır. Akşama 1,5 günlük tatile çıkıyorum ve  İstanbul’a dair daha önce bildiğim ne varsa unutuyorum. Cumartesi işler güçler bitiyor Ve sırt çantamla içimden “ Ada vapuru yandan çarklı” şarkısını mırıldanarak bir çocuk kadar mutlu bir şekilde Kabataş vapur iskelesine uçarak ulaşıyorum. Adaya genelde hafta sonları gittiğimden iskelenin sakinliği beni hayrete düşürüyor. Ama aynı zamanda da bu duruma seviniyorum. Çünkü istediğim tam olarak bu. Biraz es ,sessizlik ve huzur. Vapur sakin, deniz sakin, hava yumuşacık. 1 saat 15 dakika sonra adadayım. Yazın kalabalığından eser yok. Ada adalılara ve hafta sonları sonbaharda şehirden kaçanlara emanet.  Mutlu mesut otelimin yolunu tutuyorum.

Adada kalmak isteyecekler için bu konuyu biraz açabilirim sanırım. Oteli fırsat sitelerinden buldum. Benim için merkeze yakın olması ve ek bir ulaşım gerektirmemesi önemliydi. Zira amacım olabildiği kadar fazla yer gezmekti. Ancak sizin amacınız sevgilinizle, eşinizle romantik bir tatil ile gezmeyi bir arada çıkarmaksa kesinlikle koylarda ve uzakta yer alan otellere gitmeniz benim tavsiyem.

Büyükada Sahil Otel’de konakladım. Otel yeni açılmış. Çok büyük bir otel değil. Örneğin kahvaltı verdikleri yer otelin hemen girişinde yer alan 3-4 masalık bir alandan ibaret. Adanın oteller bölgesi diye nitelendireceğim bölgesinde Kumsal Caddesi’nde. Konu ada olunca merkezde olan bir oteli bulmak elbette zor değil.  Vapurdan indikten sonra saat kulesine yani merkeze doğru yürüyün. Sonra sola dönün. Buraya adanın çarşısı da diyebiliriz. Bu yolun sonuna doğru Ada Sahil Otele ulaşabilirsiniz. Ada Sahil Otel’in yanı sıra Büyükada Marine House Otel , Yalı Butik Otel , Kumsal Butik Otel gibi oteller bu caddede ve ara sokaklarda konuşlanmış. Kahvaltı dahil konaklamamızın kötü yanı odanın giriş katta bulunuyor olmasıydı. Bir de temizlik konusu benim için gerçekten çok önemlidir. Gider gitmez odanın çarşaflarına ve yastık örtüsüne baktığımda değişmemiş olduğunu gördüm. O gece görevli olan otel görevlisine söyler söylemez hemen değiştirdiler. Ve bunun için defalarca özür dilediler. Samimiyetleri konusunda “ Acaba gerçekten samimiler mi ? Yoksa hep aynı şeyleri yapıp yapıp özür mü diliyorlar ?” diye düşünsemde ertesi sabah otelin sahibi de bu konu için gelip bizden özür dileyince ve hatta üzücü ama elemanlarını kovduklarını söyleyince bu konuya dikkat ettiklerine inandım.

Bunun dışında gerek otel sahibi gerekse çalışanlar gayet yardımsever insanlardı. Adada nereye gidilir, ne nerede yenir gibi konularda sizi cevapsız bırakmıyorlar. Hatta daha sonra ki yazılarda anlatacağım faytonla yaptığımız büyük tur için onlar yardımcı oldular.

Sonraki yazıda “Ada’da balık nerede yenilir ? Ada’da sadece balık mı yenir ? Kahvaltı nerede yapılır? “ gibi soruların cevabını bulacaksınız.