İSTANBUL İÇİNDE BİR TÜRKİYE : MİNİATURK

Miniatürk

Açıkçası gördüğümde ve hatta duyduğumda dahi  bende  merak uyandıran ve şaşırtan bir yerdi Miniatürk. Bu tarz yerleri ülkemiz sınırları dahilinde görmeye çok alışık bir ülke değiliz maalesef. Yurt dışında görüp “ Adamlar yapmış. “ dediğimiz türden mekanlardan birisinin İstanbul ili sınırları içerisinde olduğunu bilir de gitmez miyiz ? Gittik tabi.

Yapımına 2001 tarihinde başlanan Türkiye’nin ilk ve tek minyatür parkı  2003 senesinde tamamlanmış. Hollanda’da yer alan minyatür bir parktan esinlendiği rivayetler arasında. Bir esinlenme de olsa kültürümüze olumlu bir katkısının olduğu aşikar.

15.000 metrekarelik bir alanda Prof. Dr. İlber Ortaylı ve Doç. Dr. Ahmet Haluk Dursun’un danışmanlığında seçilen İstanbul’dan 57, Anadolu’dan 51 ve Türkiye sınırları dışında kalan Osmanlı coğrafyasından 12 eser olmak üzere toplam 120 eserin 1/25 ölçekli maketleri yer alıyor. Maketler yurtiçinde 10, yurtdışında 3 atölye olmak üzere toplam 13 atölyede üretilmiş. Atölyeler dışında Yıldız Teknik Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Döner Sermaye İşletmeleri’nde de Miniaturk için üretimler gerçekleştirilmiş. Ve ortaya böyle bir alan çıkmış.

Selanik'teki Atatürk Evi

Öncelikle toplu taşıma ile ulaşım oldukça kolay. Eminönü’nden çok sık aralıklarla kalkan otobüsler Miniatürk’ün önünden geçiyor. Araçlarıyla gelecekler için de güzel bir haber: otoparktan ücretsiz olarak yararlanabiliyorsunuz.

İçeriye girdiğinizde uçsuz bucaksız önünüzde uzanan alan ilk önce biraz gözünüzü korkutsada belli noktalara konulan ok işaretleriyle rotanızın belirlenmesi sayesinde kafa karışıklığınız sona eriyor ve eserleri sırasıyla hiç birini atlamadan bunu görmüş müydüm acaba demeden gezebiliyorsunuz. Mekandaki güzelliklerden biriside her eserin önünde yer alan bir mekanizmaya biletinizin barkodunu okuttuğunuzda eserle ilgili kısa tarihi bir bilgiyi siz inceleme yaparken duyuyor olmanız. Üstelik sadece Türkçe değil. Bir çok dilde çevirisini yapmışlar. İngilizce , Arapça ve Fransızca benim duyduklarımdı.

Sümela Manastırı

Küçüsememek gerek 120 eser gerçekten ciddi bir rakam. Ve düşününce şimdiye kadar haberinizin olmadığı belki de hiç yolunuzun düşmeyeceği  illerden tarihi ve mimari öneme sahip bir çok eseri görme şansına sahip oluyorsunuz. Hatta günümüze kadar ulaşmamış eserlerin asıllarına uygun olarak yapılmış maketlerini dahi görebiliyorsunuz.  Bu  120 eserin içinde neler yok ki : Selanik’teki  Atatürk Evi  , Ayasofya , Sümela Manastırı , TBMM Parlemento Binası , İshak Paşa Sarayı , Çanakkale Şehitleri Anıtı ( mezar taşlarında isimlerin yazılmış olması gibi detayların düşünülmesi dikkat çekici ), Balıklı Göl ( İçinde balıkları bile var ), Mardin taş evleri, şu anda yerinde sadece bir çukurun bulunduğu Artemis Tapınağı ,  Berlin’deki bir müzede sergilenen Zeus sunağı ve daha nicesi.  Tabi bunların yanı sıra orada olmasına anlam veremediğim  Profilo Alışveriş Merkezi ,  Yapı Kredi Bankacılık Üssü gibi binalar da yok değildi.

Mardin Taş Evleri

Bu topraklar üzerinde hangi mimari, kültürel eserler üretilmiş ve  biz bunların üzerine neler eklemişiz bunu görebilmek için de önemli bir fırsat Miniatürk. Çok enteresandır  ya da bana göre enteresan  “modern” döneme geldikçe  mimari açıdan kültürümüze eklediğimiz eserler  sayısı giderek azalmış ve niteliklerini kaybetmiş. Bu döneme ait eserler arasında Atatürk Olimpiyat Stadını ve Atatürk Havalimanını sayıyor olmamız bunun en büyük kanıtı sanırım. Eski dönem eserlerindeki önem, detaylara verilen özenden ve incelikten eser kalmamış.

Boğaziçi Köprüsü

120 eseri gezdikten sonra bir soluklanmak isterseniz Boğaz Köprüsü’nü geçerek oturabileceğiniz bir kafeteryası mevcut. Ancak burası ile ilgili çok fazla beklentiye kapılmamanız  çay keyfinizi Pierre Loti tepesine saklamanız tavsiye edilir.

Boğaz Köprüsü’nü geçtikten sonra sadece Türkiye’nin dört bir yanını gezmekle kalmayıp Panaroma Zafer Müzesi’ nde Kurtuluş Savaşı’nda Türk’ün toplu tüfekli mücadelesine  , cephe gerisinde süre giden gündelik hayata ses ve ışık efektleri arasında canlanan maketlerle tanık oluyorsunuz.

Panaroma Zafer Müzesi

Hemen karışısında ise İstanbul’umun en güzel eserlerinin  kristal zerafetiyel gözlerinizi kamaştırdığı Kristal İstanbul sergisini dolaşıyorsunuz.

Kristalden Galata Kulesi

Yaklaşık 60.000 metrekarelik ve her  metrekaresi dolu dolu bir yer kısacası Miniaturk. Gezmek için özel bir mesai gerektirdiği aşikar. Bir haftasonu çok geçe kalmamış bir kahvaltı sonrasını Miniaturk ile değerlendirebilirsiniz. Bu kadar kültür dolu bir turdan sonra kendizi Sütlüce’deki uykulukçularda ödüllendirebilir, üzerine de Pierre Loti tepesinde Haliç’e karşı demli bir çayla keyif yapabilirsiniz. Pierre Loti’ye gitmek için Haliç’ten kalkan kayıklara binmeniz şiddetle tavisyedir.