İSTANBUL PAZARLARI VOL.1 : KASTAMONU PAZARI

Tarihi İnebolu Pazarı

Bir Pazar günü, saat 08:00 ben ayaktayım . Saat 08:30 ve yollardayım. Bazen insanın sadece yemek yemek için yaşadığını düşünüyorum. Yoksa bu saatte beni yollara ne düşürebilirdi ki.
Bir gece önceden bütün hazırlıklar tamam. Nasıl ve kaçta gidilecek hepsi araştırıldı. Eşe dosta haber salındı : “ Yarın gezerbocek pazara avlanmaya gidecek. O dönünceye kadar uyanın ey millet . Güzel bir Pazar kahvaltısı yapılacak. “

Gözümünde önünden geçip duran yeşillikler , köy yumurtaları, mis gibi köy ekmekleri hayalleri eşliğinde bir lokma dahi yemeden attım kendimi dışarı ..İstikamet Kasımpaşa KASTAMONU PAZARI ya da TARİHİ İNEBOLU PAZARI .

Yaklaşık 15 – 20 dakika süren bir yolculuktan sonra ta taa işte günlerdir hayalini kurduğum bütün şeyler bir sokakta beni bekliyor. Ailenin bir tarafı Kastamonu taraflarına uzanınca bu Pazar benim için daha bir anlamlı .Tarihi İNEBOLU PAZARI yazıyor girişte. İnebolu Kastamonu’nun şirin mi şirin bir ilçesi. Tarihi yazmasının sebebi de şu : Bu Pazar daha 1900 lü yıllardan başından beri kuruluyor İstanbul da. O zamanlar sarayın mutfak malzemeleri bu pazardan karşılanırmış. Önceleri Perşembe Pazarı ‘nda kurulan Pazar oradaki düzenlemelerden sonra Kasımpaşa ‘ya taşınmış.

Saat 9 gibi pazardayım. Ama Pazar bu erken saate rağmen kalabalık sayılırdı. Ben oradayken gelmeye devam edenlerde vardı. Başladım ilk tezgahtan. Bir kaçını bildiğim bir sürü ot. Tazecik maydanozlar, naneler. Kara lahana tabi ki. Ne güzel de yemeğini yapardı babaannem.

Tarihi İnebolu Pazarı

“ Bu ne otu , peki bu ne “ diyerek baya bir başını ağrıtıyorum tezgahtaki amcanın . Ama o hiç şikayet etmeden bana otların nasıl yapıldığını anlatıyor . “ Bak bunun üzerine şöyle güzelce yumurta kıracaksın. Ya da güzelce kavur bunları börek yap. “ Ah diyorum içimden açım ben amca dur daha fazla anlatma.

İştahımı daha da fazla kabartan o tezgahtan hemen uzaklaştıktan sonra üstü ekmek yığılmış diğer bir tezgaha gidiyorum. Yağmurdan kaçıp doluya tutulmak gibi bir durum benimkisi . Pazar kahvaltımın ilk hammaddesini alıyorum böylece. Mis gibi kokan , ince bir dilimiyle dahi insanı doyuran o kocaman ekmeklerden atıyorum poşetime.

Tezgahların hepsi al benili, hepsi davetkar . Cevizler, kestaneler, bal kabakları. Kastamonu’nun meşhur patates ve sarımsakları. Çeşit çeşit peyniri , reçeli …Hangi birisni saysam ki. Ne alacağımı şaşırmış gözüm dönmüş halde dolaşıyorum pazarda. Her şey çok güzel , her şey doğal. Öyle doğal ki pazarın bir köşesinde horozlar kesilmeye hazır bekliyorlar. İsteyen olursa bir kenarda kesiveriyorlar .

Neyse bir süre sonra sakinleşince yola devam. Yolun sonunda sümbül yığılmış bir tezgah. Hem de kokanlarından. Bit pazarı gibi bu tezgah. Her şeyden biraz biraz var.  Hormonsuz  tavuk, kuzu eti , yoğurdu, kaymağı ,zeytini. Sümbüllerimi aldıktan sonra “Bak köy yumurtası var. Gezen tavuk yumurtası bunlar. Bunlardan da al. “ diyor tezgahtaki amca. Bu teklifi red edemeyeceğim. Çok kolay bir müşteriyim. Kahvaltının bir hammaddesi daha tamam : Gezen tavuk yumurtası. Tereyağına kırılacak. Sarısına aldığım ekmekten bir lokma banılacak.

Tazecik mis gibi köy ekmekleri

Arkadaki tezgahlarına bir bakıyorum arayıpta bulamadığım şey : Günlük süt. Hani pastorize olmayanlarından. Şişelere dolduruluyor. Amcadan yine bir bilgi : “ Gezen ineklerden bu sütte. Taze. “ Peki ona da itiraz yok. “ iki buçuk kilo gezen inek sütü lütfen “ Sütte tamam. Birazı içilir birazı yoğurt olur.

Biraz ondan biraz ondan derken ellerimde poşetlerle tuttum evin yolunu. Aldığım bütün malzemelerle mükellef bir Pazar kahvaltısı hazırlandı. Ve eşle dostla bitmeyen , uzun süren bir Pazar kahvaltısı keyfi başladı.

Bu pazara nasıl gittim hemen anlatayım :

Otobüsle gitmek için ;

Cevahir Alışveriş merkezi önünden geçen 77 ya da 77A otobüslerine binin. Piyalepaşa durağında inin. Hiçbir yere sapmadan dümdüz yürüyün. Karşınıza Kuran Kursu binası çıkacak. O binayı geçer geçmez Tarihi İnebolu Pazarı yazısını göreceksiniz.

Arabayla gitmek isterseniz de şu yollları takip edin :

E-5 Karayolu’ndan, Okmeydanı sapağında ayrılıp Piyale Paşa Bulvarı’na giriyorsunuz. Perpa’nın ve Varan terminalinin önünden geçip Shell benzin istasyonunun sağındaki tek yönlü yola sapıyorsunuz. 50m Kadar ileride Budak Bakkaliyesi var. Arabanızı bulduğunuz ilk boş yere park edip Budak Bakkaliyesi’nin karşısındaki sokağa giriyorsunuz.

Kastamonu pazarını ve nasıl gideceğinizi öğrendiniz artık. Bir Pazar sabahı kahvaltıdan hemen önce gidin , kahvaltınızı şenlendirin. Küçük bir tavsiye gitmeden önce ufak bir şeyler atıştırmayı ya da sizi durduracak birisini yanınıza almayı unutmayın. Karnınız aç olunca gözünüz de aç oluyor. Sonra ben de olduğu gibi o kadar çok poşeti taşımaktan bir kol ağrısı yadigar kalıyor.

posted by gezerbocek