İSTANBUL’DA SONBAHAR

Sonbaharı ve yağmuruna çamuruna rağmen kışı seviyorum. İstanbul’un mevsim değişimlerini  bazı festivallerinden anlıyorum. Böyle kodlamışım beynime. Hep bir sıralaması var. Film Ekimi : Sonbahar , İstanbul Film Festivali bahar , Tünel Şenliği yaz demektir benim için.

Film Ekimi’ndeyiz ve sanırım şimdiye kadar beni en çok heyecanladıran Ekim bu.  Bu yıl 11.si düzenlenecek olan festivalin web sitesine girip film listesine bir bakmam yetti bu heyecanı yaratmaya. Çünkü hangi sevdiğim yönetmeni ararsam yepyeni , gıcır gıcır , 2012 yapımı filmleriyle karşımda arz-ı endam ediyorlar.

29 Eylül – 7 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek festivalde benim gözüme takılanları kısaca sıralayayım , detaylarına ilerleyen günlerde devam ederiz.

Uzak Doğu sineması deyince aklımda yer etmiş efsane yönetmenlerdendir. Bin jip, Spring , Summer, Fall, Winter and Spring ve Hwal gibi filmlerin yönetmeni Kim Ki Duk’u bu sefer yepyeni filmi  ACI ile izleyeceğiz.

Tıpkı Lars Von Trier’in filmleri gibi izlerken rahatsızlık veren ama yeni bir film yaptığında da izlenmeden durulamayan yönetmendir Michael Haneke. Bu sefer aşkı yorumlamış. Benim işi merak konusu.

Ve bir Türk yönetmen. Belki de en başarılılarından. Beğenmeden , keyif almadan izlediğim bir filmi oldu mu bilmiyorum, hatırlamıyorum. Bu kez farklı bir noktaya çevirmiş silahını. CENNETTEKİ ÇÖPLÜK ile sosyal bir konuyu ekranlara taşımış. Ne yapsa izlenir.

Ne yalan söyleyeyim Bernardo Bertolucci yi tanımamda Teoman’ın büyük katkısı vardır. “ İki Yabancı” nın sözlerinde geçen Çölde Çay filmi ile başladı Bertolucci yi keşfim , The Sheltring Sky ile devam etti. Seviyorum filmlerini. Filmlerinin rengini ve dokusunu. Bu yüzden ne zaman bu ismi duysam dikkat kesilirim. Yönetmen yedi yıl sonra çektiği BEN VE SEN ile karşımızda.

Şimdi sadece size Mission : Impossible desem, Carlito’s Way desem, Scarface desem, The Untouchables desem bana ne dersiniz ? Doğru cevap : Brian De Palma. Evet Film Ekimi’nde o da var . Ve evet yepyeni TUTKU ile.

Tek bir film evet tek bir film : Eternal Sunshine of The Spotless Mind. Benim için budur. Ve böyle bir yönetmen ne zaman yeni bir film yönetse giderim. Michel Gondry’den bizler için geliyor efendim : BİZ VE BEN.

Filmlerinde oldukça sosyal konuları sözünü sakınmadan işleyen ünlü İngiliz yönetmen Ken Loach 2012 Cannes Juri Özel Ödülü’nü kazanan yeni bir film daha : MELEKLERİN PAYI. İzlemeye değer diye düşünüyorum.