KADIKÖY

bir valiz, arkadaş evleri, üsküdar,                                                          
sonra bahariye, tramvay yolu,
bir kaldırım
yarısı güneş, yarısı bulut dolu…

sıcak bir yaz içinde kadıköy,
bahariye’de kiralık bir oda,
bir vantilatör, bir buzdolabı, bir masa,
buzlu camdan bir pencere – apartman boşluklarına bakar, karşıda karanlık camlı, buz içinde başka odalar…
günler, günler…

börekçiler, balıkçılar, sandalyeler…
sizden önceki milyon defa yalnızın, milyon defa oturduğu,
yalnızlığınızın bile kendinizi özel hissettiremediği kimisi tahta
kimisi işte her şey gibi… plastik.

ilk evim, ilk yalnızlığım,
moda
çay bahçeleri, rum pastaneleri…
yağmurlu, ıslak kaldırımlar
günler yine,
günler birbiri ardına…

bir çaydanlığa gereksinim duymamak,
bulaşıkların birikmemesi…
bir şeylerin çürümesi…
ve artık hiçbir kapıyı kapatmamak.
yalnız kalmaktan da çekinmemek sonunda…
en korkulanın mutlaka ve kati surette başa gelmesi.

günler gibi filmler sonra,
ardı ardına,
yalnızların izlediği filmlerde anlatılan yalnız olmayanların hikayeleri…

en sonra moda’da bir apartman
yine yaşlı, yine yalnız kadınlar…
ve karşı kaldırım…
ki moda’da karşı kaldırım, o kadar da karşı kaldırım değil,
öylesine dar ki yollar ara sokaklarda.

yarım adım kaldırımda bir kuaför dükkanı,
manikürcü kızların saçları günler gibi,
birbirinin aynı.
sonra sabah çayları daracık bir masada,
masa gibi daracık yol-la bütünleşmiş,
saç renkleri ve kahkahaları gibi plastik masa karşı kaldırımda.

kediler, köpekler…
yine yalnızlıktan çıldırmış,
yaşları kadar çıldırmış kadınlar…

sonra yine kadıköy, rıhtım…
bütün o yaza rağmen zihnimde
karanlık, yağmurlu, puslu ve ıslak,
otobüs yazıhaneleri,
o yazıhanelerden alınmış hep tek kişilik
nemli ve buruşmuş, gidiş- dönüş biletler…

sonunda bir gidiş,
sadece gidiş.

Berna EREN

Berna Eren kimdir ? O bir senarist. Hayatının bir bölümünde İstanbul ‘da bulunanlardan . Sadece beş ay gibi kısa bir süreliğine iş için  İstanbul  Moda’da yaşamış. Çok uzun süre kalma şansı olmasa da bu şehri sevmiş. En sevdiği şey ise rıhtıma inip Haydarpaşa’ya karşı çay içmek.

“ Rıhtıma in , yüzünü Haydarpaşa’ya dön ve bir çay söyle.”

Belki  O’na ilham veren de bu olmuştur.

P.S : Tesadüfen okuduğum bu dizeleri hiç tereddüt etmeden, bütün samimiyetiyle paylaşma inceliğinde bulunduğu için kendisine sonsuz teşekkürler.

Tags: