SEMAZENLER GALATA’ YA DÖNÜYOR

Galata Mevlevihanesi açılıyor

Beyoğlu’nun merkezinde dört yıldır kapalı duran Galata Mevlevihanesi Müzesi, bu ay sonunda açılıyor. Restorasyonların ardından yeni yüzüyle insanları ağırlayacak müze, yalnızca tarihi ve kültürel değeriyle değil, yeşil alanıyla da çekim merkezi olacak.

Akşam Gazetesi’nde yer alan habere göre, Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethettikten sonra Mevleviliğin burada hayatını sürdürmesi için bir bütçe ayırmıştır. Kalenderhane Camii’ne dönüştürülen Vefa’daki Akataleptos Manastırı’nda Mevlevi ayinleri düzenlenir o sıralarda. Fakat tarihçilere göre Mevleviliğin İstanbul’a yerleşmesinin miladı daha sonraki bir tarihtir. Buradaki tarih 1491′de, zamane padişahı II. Bayezid’in önemli vezirlerinden İskender Paşa’ya ait av köşkünün Mevlevihane’ye dönüştürülmesiyle başlar. O gün Kulekapı Mevlevihanesi adıyla kurulan, Divan edebiyatının son büyük şairi Şeyh Galip’in döneminde altın çağını süren mekan, bugün Galata Mevlevihanesi olarak yaşamını sürdürüyor.
DÖRT YILDIR KAPALIYDI
Aslında 520 yıllık bu özel tarihin, sahip olduğu atmosferi bugüne taşımasının pek kolay olduğu söylenemez. Yangınlarda harabeye dönüşerek, tekrar tekrar yapılarak, kapatıldığı zamanlarda okul ve depo olarak kullanılarak bugünlere ulaşmış. Mevlevihane’nin bu zengin kültürel değeri taşımasının yanında başka bir önemi daha var. İnsanların yolunun pek düşmediği Gezi Parkı’yla birlikte, bina yoğunluğundan geçilmeyen Beyoğlu’nda, insanların nefes alabilecekleri tek yeşil alana sahip olması… Her gün Karaköy ile Tünel arasındaki Galip Dede Caddesi’ni turlayan binlerce kişinin, kapısının önünden fark etmeden geçtiği Mevlevihane’nin yaklaşık 7 bin metrekareye yayılmış yeşil alanı bulunuyor.
Fakat uzunca bir süredir bahçesinde oturmak isteyenlerin de, içeriyi gezmek isteyenlerin de rahatça girebildiği bir yer değildi. 2004′te Hüsnü Özyeğin Vakfı’nın kısıtlı bir bütçeyle başladığı restorasyon çalışmalarıyla birlikte ancak belli tarihlerde ziyarete açılıyordu. Dört yıldan bu yana ise kapıları tamamen kapalıydı. Özyeğin Vakfı’nın sınırlı restorasyon çalışmalarını geçen yıl, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı devraldı. Ana binada, türbelerde, mezarlıkta ve bahçe düzenlemesinde yapılan restorasyon ve yenileme çalışmalarının ardından Mevlevihane bu ayın sonlarına doğru herkesin ziyaretine açılacak.
Mevlevihane’nin müdürü Yavuz Özdemir, bahçeyi konser alanı ve kafe olarak kullanmayı düşündüklerini, bu sayede Beyoğlu’nun herkesin çekici bulacağı bir yeşil alana kavuşacağını söylüyor. Ana binada sema dönülmesi için kullanılan alanda da yine Türk musikisi konserlerinin ve sema törenlerinin organize edilmesi planlanıyor.
Mevlevihane’nin daha önceki halini görmüş olanlar hatırlar. Ana binada sema dönülen alanın çevresinde, tarihi eserlerin sergilendiği vitrinler bulunuyordu. Yenileme çalışmalarıyla vitrinler kaldırılarak burası tamamen izleyicilere ayrıldı. Sergileme alanı alt kattaki, epey bir süredir depo ve kömürlük olarak kullanılan, vaktiyle dervişlerin kaldığı odalara kaydırıldı. Burada Mevlevilik kültürünü tanıtan objeler ve bilgi panolarıyla birlikte dinlenme grupları bulunuyor. Bir oda ise hologramla canlandırılmış, sema dönen üç boyutlu bir derviş görüntüsüne ayrılmış. Üçüncü kattaki mahfiller geçici sergilere ev sahipliği yapacak biçimde yeniden düzenlenmiş. 1,8 milyon liralık bu yenileme çalışmalarının ardından Galata Mevlevihanesi Beyoğlu’nun en çekici noktalarından birine dönüşecek gibi görünüyor.

Sema töreni

Zamana direnerek günümüze ulaştı


Bahçesindeki mezarlıkta matbaayı Osmanlı’ya getiren İbrahim Müteferrika’nın ve yine bu topraklarda ilk topçu okulunu kuran Humbaracı Ahmed Paşa’nın mezarlarının yer aldığı Mevlevihane’nin tarihindeki en ünlü isim Şeyh Galip. Divan şiirinin bu önemli ismi 1791′de şeyhliğe başladığında Mevlevihane de en parlak dönemini yaşamış. Müziğin, şiirin ve el sanatlarının öğretildiği bir sanat akademisi işlevini görmüş o zamanlarda.
Mevlevihane’nin, 1491′de kurulduğunda nasıl bir görünümde olduğu bilinmiyor. O ilk zamanlardan günümüze kalan en önemli bilgi Evliya Çelebi’ye ait. O da kısa bir gözlem; tekkede yüz civarında ‘derviş hücresi’ bulunuyormuş. Bu bilgi, o ilk halinin epey geniş bir alana yayıldığını düşündürüyor. 1765′teki büyük Tophane yangınında tamamen yanan ahşap bina, günümüze kadar korunan biçimiyle 1766′da tekrar inşa edilmiş. Şeyh Galip, 1791′de elden geçirip yenilerken, 1824′te tekrar yanmış ve 1835′te tekrar onarılmış. 1925′te tekkelerin kapatılmasıyla bir süre ilkokul, ardından lojman olarak kullanılmış. 1975′te Divan Edebiyatı Müzesi’ne dönüştürülen yapı 2005′ten itibaren Galata Mevlevihanesi Müzesi adıyla anılıyor.