TÜRKİYE’NİN İLK MODA EVİ : MAISON BOTTER

Botter Apartmanı

Her şey Elif Şafak‘ın Bit Palas‘ını okumamla başladı aslında. Kitabı okuduktan sonra yaptığım ufak bir araştırmada öğrendim ki romana adını veren ve konu olan mekan art nouveau tarzında yapılmış eski bir apartmandı ve Elif Şafak bu romanı yazdığı sıralarda Cihangir’de art nouveau tarzında yapılmış bir apartmanda oturmuş ve bu apartmandan esinlenmiş. Art nouveau Fransızca da yeni sanat anlamına geliyor . İstanbul’da bu tarzda yapıların varlığını merak etmeye tam da bu noktadan başladım. Ve merak sonrasında çıktı karşıma Casa Botter , Maison Botter ya da Türkçesi BOTTER APARTMANI.

İstiklal Caddesi İstanbul’un hemen hemen her istanbullunun haftada birkez uğramadan yapamayacağı en bilindik ve aslında en bilinmedik mekanıdır. BOTTER APARTMANI da böyle bir mekanda bilinmeyenlerden sadece bir tanesidir. Yolu tünele kadar uzanan kaç kişinin starbucks ın hemen yanında bulunan yapı dikkatini çekmiştir acaba? Açıkçası benim uzun bir süre çekmedi.
İstiklal ‘ın tarih kokan her binasının olduğu gibi BOTTER APARTMANI’nında bir hikayesi var. Ve bu hikaye beni daha çok ilgilendiren. Okuyorum hikayesini. Okudukça ve şimdiki halini düşündükçe bir zaman makinesiyle geçmişe dönmek istiyorum. Bunun üzerine vuruyorum  kendimi yollara ve Botter Apartmanın karşısında büyülenmiş , hayal alemine dalarken buluyorum. Işıltılı vitrininde rengarenk elbiseler ve kumaşlar var. Binanın içide ışıl ışıl ve kalabalık. İstanbul’un levantenleri, zenginleri en güzel kıyafetleri diktirmek için birbirleriyle yarşıyor adeta. Ama terzi botter bundan memnun görünüyor. Siz de dalın bu hayal alemine. Duvarların dili olmayınca işler hayal gücüne kalıyor.
Ve Casa Botter hikayesi şöyle başlıyor :
Dönem 20. yy’ın başları. İmparatorluğun siyasi açıdan kaynadığı ama bir taraftan İstanbul’u saraylar ve görkemli binalarla donattığı dönemler. Mesleği terzilik Jean Botter bu sıralarda gelir Hollanda’dan İstanbul ‘a ve şans bu ya sarayda II. Abdülhamit ‘in terzisi olur. Şimdinin imaj maker’ı da denilebilir. Bir rivayete göre sarayda çalışmaya başladıktan sonra terzisinin çalışkanlığından, titizliğinden ve modern ile klasik çizgileri birleştirmesinden etkilenen II. Abdülhamit  birgün Botter’e “seç istediğin bir yer orada sana bir modaevi yaptıralım” der. Terzi Botter de şu anda binanın bulunduğu arsayı seçer. Binanın inşası için Abdülhamit o dönemlerde İstanbul’a birçok eser bırakmış olan Raimondo d Aronco’yu görevlendirir. Ve böylece ülkenin ilk modaevi ünvanını alacak olan Casa Botter’in yapımına başlanır. Raimondo d Aronco o dönemin en önemli akımı olan art nouveau dan etkilenerek binanın dışını güllerle donatır. Arazinin darlığından dolayı arkaya doğru uzanan uzun koridorlardan oluşan yapının ilk iki katını modaevi olarak düşünür. İlk katındaki yüksek tavanlı asma katlı mağaza Paris’teki benzerlerini aratmayacak şekilde tasarlanır. Duvarlarda rengarenk kumaşlar , aynalar. Zaman zaman düzenlenen defileler. Ve aynı zamanda İstiklal e açılan kocaman bir balkon.Birinci katın arka odaları ise işlik düzeninde çalışanlara ayrılmıştır. Binanın diğer katları Botter ailesinin yaşam alanıdır. Zamanının altı katlı home-office’i.

Botter Apartmanı

Günler böyle güllerle bezenmiş muhteşem bir binada sakince geçer gider. Çocuklar o uzun koridorlarda bisiklet sürmekte terzi Botter mesleğini icra etmeye devam etmektedir.. Ta ki Cumhuriyet’in ilanına kadar. Artık saltanat sona ermiş , savaş yorgunu İstanbul ‘un modayla uğraşacak hali kalmayınca terzi Botter ‘in de yapacak işi kalmaz ve Paris’e gider. İstanbul’dan ayrılmadan öncede apartmanı Osmanlı vezirlerinden Nedim Paşa’nın oğlu Mahmut Nedim Bey’e satar. Mahmut Nedim Bey apartmanı aldıktan sonra güzelliği dillere destan Zeynep Ovyar ile evlenir ve apartmanın yeni sakini olurlar.  Casa Botter ‘in maküs talihi demeli ne demeli bilmiyorum genç çiftin buradaki mutluluğu çok uzun sürmez. Çünkü Nedim Bey  1939 yılında aniden hayata gözlerini yumar.
Bu olaydan sonra Zeynep Hanım alt katları çeşitli işyerlerine kiraya verir. Hiç çocuğu olmayan Zeynep Hanım’ın ölümünden sonra ise bina kaderine terkedilir. Hazine yapıya el koyar. Bir ara binanın 3.katı yazar ve şair Ferit Edgü tarafından işyeri olarak kullanılmış. Üç yıl öncesine kadar sahipsiz olan ve üzerinde çokça kişinin hak iddia ettiği bina 2008 yılında gerçek sahiplerini bulur. Zeynep Ovyar’ın yeğenleri Tuli Kamhi ve Emine Selbeş, hukuk mücadelesini kazanarak Botter Apartmanı’nı Hazine’den devralırlar. Yani top şu anda Profilo’nun da sahibi olan Kamhi ailesinde. 2010 yılına ait yayımlanan en son habere göre mimar Han Tümertekin tarafından hazırlanmış bir plan var. Bu plan ne zaman uygulamaya geçeceği en azından benim için merak konusu.Bu plana göre tıpkı eskiden olduğu gibi binanın giriş katı mağaza, ilk katları ofis ve rezidans, bahçedeki bağımsız bölüm ise restaurant olarak planlanmış. Ama ben de açıkçası Prof.Dr. Afife Batur gibi bu binanın sadece belli bir kesimin değil  herkesin gezip görebileceği bir giyisi müzesine dönüştürülmesinden yanayım.
posted by gezerbocek