ZITLIKLARIN ORTASINDA BİR YER : PIERRE LOTI TEPESİ

Minia Türk’ten yola çıktım yola hiç bakmadım sağa sola. Gözümü kapadım açtım. Gelmişim Eyüp Sultan’a :)

Ama hedefim Pierre Loti Tepesi. Uzun zaman oldu gitmeyeli. Hafızamda ağaçlardan yapılmış bir kafesin içinde Haliç ‘ten görebilediğim kadar İstanbul manzarasına karşı çay içtiğim yer olarak kalmış.  Teleferikle çıkıyorum tepeye. Daha önce geldiğimde teleferikle çıkmadığımı hatırlıyorum. Demek o kadar uzun zaman olmuş. Hafta içi olmasına karşın oldukça kalabalık. Ama sıcak bir yaz günü için yine de oldukça serin , dingin , sakin.

Bir yer bulup oturmadan önce biraz etrafı dolaşıyorum. Enteresan bir yer Eyüp. Özellikle Pierre Loti Tepesi. Sağlı sollu mezarlıkların arasından geçen bir yoldan evine gidenler, akşam serinliğinde haliç manzarası gören bir mezarın kenarına oturup çekirdek çitleyip, sohbet eden teyzeler , mezar gören evler,  topları mezarlığa kaçan çocuklar.

Yaşamışlarla , yaşayanlar bir arada. Normalde adı bile korkutucu ve ürpertici gelen ölüm; yaşamla Haliç manzarasına karşı koyun koyuna…

Bu ufak gezintiden sonra güzel bir yer buluyorum kendime.Bir de çay söylüyorum. Sonra uzun uzun oturuyorum ve uzun uzuuuuuuuun bakıyorum İstanbul’a. Haliç , Pierre Loti Tepesi , Pierre Loti kim ?

Asıl adı Louis Marie Julien Viaud. Ama biz onu Pierre Loti olarak tanıyoruz. Pierre Loti ismi yazara, kimi kaynaklara göre öğrencilik yıllarında; kimi kaynaklara göreyse, 1867 yılında yaptığı Okyanusya seferi sırasında, karşılaştığı kraliçe Pomare’nin nedimeleri tarafından verilmiş. “Loti”, egzotik iklimlerde tropikal pembe bir bitkinin adıymış. Bu ismin ünlü seyyahın pembe yanakları ile ilintisi olabileceği de söyleniyor.

Osmanlı topraklarına ilk kez 1870 yılında İzmir ziyaretiyle ayak basar Fransız yazar.  1876 senesinde kaptanı olduğu gemi ile İstanbul’a ilk geldiğinde ise şehirden oldukça etkilenir. Bir yıl kadar İstanbul’da yaşar.Kendisine mesken olarakta Eyüp bölgesini seçer. Giderek Eyüp halkından olan, eli nargile tutan Pierre Loti Eyüp sırtlarında altın boynuza tepeden bakan ve adı 19. yüzyılın sonlarına kadar Rabia Kadın Kahvehanesi olarak bilinen kahveyi keşfeder .Özellikle nargileye meraklı olan Loti  burada saatlerce oturur, insanlarla sohbet eder.

Eyüp’e olan sevgisi sadece kahveden , nargileden ya da burada yaşayanlardan dolayı değildir yazarın. Başka bir sebebi daha vardır bu sevginin. Kendisi hakkında eşcinsel rivayetleri olsa da bir kadına sevdalanmıştır Loti. Aziyade adlı ilk romanına ilham olacak kadının gerçek adı Hatice’dir, yeşil gözlü bir Çerkez güzelidir ve bir adamın üçüncü eşidir. Bu yasak aşk Pierre Loti’nin Eyüp’teki evinde gizli saklı devam eder. Ta ki Aziyade yani Hatice genç yaşta hayata veda edinceye kadar. Pierre Loti sevgilisinin Topkapı mezarlığındaki kabrini bulur. Ve hatta bir de fotoğraf çektirir. Loti’nin Aziyade’ye olan aşkı tutkuya dönüşür. Her İstanbul’u gelişinde Aziyadesi’nin mezarını  ziyaret eder. Bunu bilen “varlıklı Türk dostları” Aziyade’nin mezarını sık sık tamir ettirip koruma altına alırlar. Hatta yazarın isteği üzerine, mezar taşının bir de kopyasını yaptırıp Fransa’ya gönderirler ki, bu taş halen Fransa’nın Rochefort şehrindeki Pierre Loti Müzesi’nde sergileniyormuş.

Her zaman Türk dostu olarak bilinen Pierre Loti  Millî Mücadele döneminde Anadolu’daki direnişe destek vermesi ve kendi ülkesi olan işgalci Fransa’yı ağır bir dille eleştirmesiyle, Türk halkının da sempatisini kazanır. Öyle ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi 4 Ekim 1921′ de Pierre Loti’ ye şükranlarını sunan bir mektup yollar. Bununla birlikte Pierre Loti, 1920 yılında “İstanbul Şehri Fahri Hemşehrisi” olarak kabul edilir ve onun adını taşıyan bir de cemiyet kurulur. Daha sonraları İstanbul’da Divanyolu’nda bir caddeye “Pierre Loti Caddesi” ve Eyüp’te bir kahvehaneye de “Pierre Loti kahvesi” adı verilir. O zaman bu zamandırda  bu kahvehanenin olduğu tepe de Pierre Loti Tepesi olarak anılmaktadır.